beklemek

beklemek, gözetmek; saklamak, hapsetmek; pekitmek; kapatmak I, 504; III, 292, 445bkz:
berklemek

Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini. 2009.

Look at other dictionaries:

  • beklemek — nsz 1) Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak Arkadaki tramvaylar dizi olmuş, bekliyorlardı. H. Taner 2) i Süre tanımak, acele etmemek Demin orada oturdum, senin uyanma saatini bekledim. R. H. Karay 3) i Bir şeyi, bir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alesta beklemek — hazır durumda beklemek Artık koridorda ufak bir gürültü olsa Leman Hoca nın ikazı ile evvelden işaretlediğimiz La pipe Turque sayfasını açıp alesta bekliyorduk. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hacı bekler gibi beklemek — (birini) büyük bir sabırsızlıkla beklemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kısmet beklemek — evlenmeyi, evleneceği kimseyi beklemek Şimdi genç değil, şöyle kırkını, kırk beşini aşmış, efendiden, ağırbaşlı bir kısmet bekliyor. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dört gözle beklemek (veya bakmak) — çok isteyerek veya özleyerek beklemek Terekesini paylaşmak için dört gözle ölümünü beklemekteydiler. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • medet ummak (veya beklemek) — yardım beklemek Emin ol ki dağınık ve kasvetli bir cemiyet içinde aşktan bile medet ummayız. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yolunu beklemek (veya gözlemek) — gelmesini beklemek Ben merak ederdim, gece yarılarına kadar yolunu beklerdim. M. Ş. Esendal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağzına verilmesini beklemek (veya istemek) — çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bebek beklemek — kadın gebe durumda bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsat beklemek (veya aramak) — en uygun şartı kollamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.